Çift, önceki gün Zio Beach’teydi. Plaja varır varmaz kendini serin sulara bırakan Kul, eşini denize girmeye ikna edemedi.
Suyu fazla soğuk bulan Kontente, birkaç denemenin ardından şezlonguna döndü.
ŞikayetvarANASAYFAŞİKAYETLERÜye OlGiriş Yap
Şikayet, Marka veya Konu
Şikayet YazTüm Şikayetler İnternet E-Ticaret Firsatcaddesi.com 11 Sonuç
Şikayet Kategorileri
Tüm Kategoriler İnternet
E-Ticaret
Firsatcaddesi.com
Çağrı Merkezi
Satış Süreci
Satış Sonrası
Firsatcaddesi.com Hakkında Şikayetler
Toplam Şikayet
11
Teşekkür Oranı
36%
Firsatcaddesi.com Arızalı ve Farklı Ürün Yolluyor.
Eyüphan Ö. | 12 gün önce | 5966521 Firsatcaddesi.com sitesine verdiğim kalem siparişi bozuk ve farklı geldi. Kullanım kılavuzunda yazanla ürün uyuşmuyor. Verdiğim parayı helal etmiyorum.
105 Kişi Gördü Takip Et Paylaş Metin C.
Firsatcaddesi.com Mağduriyeti.
Metin C. | 20 gün önce | 5877502 Firsatcaddesi.com'dan kapıda ödemeli olarak sipariş vermiş olduğum ürünleri Sürat Kargo aracılığı ile adresime gönderdiler ve o an orada olmadığını için bulunduğum ilçeden farklı bir ilçede olan kargo şubesine ürün geri ...
153 Kişi Gördü Takip Et Paylaş Ibrahim A.
Firsatcaddesi.com Arızalı Ürün,İlgisiz Müşteri Temsilcisi.
Ibrahim A. | 27 Haziran | 5811091 Dün 23.06.2016 tarihinde sitenizden platoon pl-4476 USB radyo cihazını aldım aux ve radyoda problem yok fakat farklı 4-5 çeşit USB denememe rağmen fark etmedi mp3 mp4 onları da denedim hiçbir şekilde USB'yi görmüyor ve o ...
184 Kişi Gördü 1Fotoğraf Takip Et Paylaş Aziz Dilek G.
Firsatcaddesi.com Arızalı Ürün!
Aziz Dilek G. | 22 Haziran | 5780821 Kesinlikle ürün sağlam çıkmıyor. 3 adet verdiğim siparişten sinek öldürücü ışık bozuk, sinek kovan ışık bozuk, gıda koruma tülü yırtık geldi.
306 Kişi Gördü Takip Et Paylaş
Sadri Ç. Teşekkür Mesajı
teşekkürler ilginiz için Sadri Ç.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Sadri Ç. | 18 Haziran | 5749573 279 Kişi Gördü Paylaş Sevgi Ö.
Firsatcaddesi.com Manyetik Sırt Yeleği farklı Geldi.
Sevgi Ö. | 09 Haziran | 5674696 Siteden 2 tane manyetik sırt yeleği aldım. Tanıtımı yapılan ürünle gelen ürün aynı değil. Aradım ve görüştüm, iade göndermemi istediler. Arkadaşlar neden tanıtım yaptığınız ürünle gönderdiğiniz ürün aynı değil. Ben şu an ...
300 Kişi Gördü Takip Et Paylaş
Reşat Ç. Teşekkür Mesajı
Ürün hakkında bilgi verdiler. Bunun için Teşekkür ederim. Reşat Ç.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Reşat Ç. | 09 Mayıs | 5457454 300 Kişi Gördü Paylaş
Burcu K. Teşekkür Mesajı
Şikayetim çözüldü. Teşekkürler Burcu K.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Burcu K. | 29 Nisan | 5398402 324 Kişi Gördü Paylaş Yelizdolaşoğlu T.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Yelizdolaşoğlu T. | 04 Şubat | 4806165 845 Kişi Gördü Paylaş Savas H.
Firsatcaddesi.com Satışta Söylenilen Özellikte Olmayan Ürün Gönderimi.
Savas H. | 18 Ocak | 4629003 Firsatcaddesi.com internet sitesi üzerinden almış aldığım water Proof su geçirmez eldiven elime ulaştı. Ürünü motosiklet kullanırken giyeceğim için özellikle böyle bir ürün seçtim. Ama maalesef ürün elime ulaştığında he ...
1105 Kişi Gördü Takip Et Paylaş
İleri >
footerFacebookTwitterLinkedinYoutubeGoogle PlusRSSHakkımızdaŞikayet SüreciBasında BizBize Ulaşın
Şikayet Var, Radore'de barındırılmaktadır.
Şikayet, Marka veya Konu
Şikayet YazTüm Şikayetler İnternet E-Ticaret Firsatcaddesi.com 11 Sonuç
Şikayet Kategorileri
Tüm Kategoriler İnternet
E-Ticaret
Firsatcaddesi.com
Çağrı Merkezi
Satış Süreci
Satış Sonrası
Firsatcaddesi.com Hakkında Şikayetler
Toplam Şikayet
11
Teşekkür Oranı
36%
Firsatcaddesi.com Arızalı ve Farklı Ürün Yolluyor.
Eyüphan Ö. | 12 gün önce | 5966521 Firsatcaddesi.com sitesine verdiğim kalem siparişi bozuk ve farklı geldi. Kullanım kılavuzunda yazanla ürün uyuşmuyor. Verdiğim parayı helal etmiyorum.
105 Kişi Gördü Takip Et Paylaş Metin C.
Firsatcaddesi.com Mağduriyeti.
Metin C. | 20 gün önce | 5877502 Firsatcaddesi.com'dan kapıda ödemeli olarak sipariş vermiş olduğum ürünleri Sürat Kargo aracılığı ile adresime gönderdiler ve o an orada olmadığını için bulunduğum ilçeden farklı bir ilçede olan kargo şubesine ürün geri ...
153 Kişi Gördü Takip Et Paylaş Ibrahim A.
Firsatcaddesi.com Arızalı Ürün,İlgisiz Müşteri Temsilcisi.
Ibrahim A. | 27 Haziran | 5811091 Dün 23.06.2016 tarihinde sitenizden platoon pl-4476 USB radyo cihazını aldım aux ve radyoda problem yok fakat farklı 4-5 çeşit USB denememe rağmen fark etmedi mp3 mp4 onları da denedim hiçbir şekilde USB'yi görmüyor ve o ...
184 Kişi Gördü 1Fotoğraf Takip Et Paylaş Aziz Dilek G.
Firsatcaddesi.com Arızalı Ürün!
Aziz Dilek G. | 22 Haziran | 5780821 Kesinlikle ürün sağlam çıkmıyor. 3 adet verdiğim siparişten sinek öldürücü ışık bozuk, sinek kovan ışık bozuk, gıda koruma tülü yırtık geldi.
306 Kişi Gördü Takip Et Paylaş
Sadri Ç. Teşekkür Mesajı
teşekkürler ilginiz için Sadri Ç.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Sadri Ç. | 18 Haziran | 5749573 279 Kişi Gördü Paylaş Sevgi Ö.
Firsatcaddesi.com Manyetik Sırt Yeleği farklı Geldi.
Sevgi Ö. | 09 Haziran | 5674696 Siteden 2 tane manyetik sırt yeleği aldım. Tanıtımı yapılan ürünle gelen ürün aynı değil. Aradım ve görüştüm, iade göndermemi istediler. Arkadaşlar neden tanıtım yaptığınız ürünle gönderdiğiniz ürün aynı değil. Ben şu an ...
300 Kişi Gördü Takip Et Paylaş
Reşat Ç. Teşekkür Mesajı
Ürün hakkında bilgi verdiler. Bunun için Teşekkür ederim. Reşat Ç.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Reşat Ç. | 09 Mayıs | 5457454 300 Kişi Gördü Paylaş
Burcu K. Teşekkür Mesajı
Şikayetim çözüldü. Teşekkürler Burcu K.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Burcu K. | 29 Nisan | 5398402 324 Kişi Gördü Paylaş Yelizdolaşoğlu T.
Bu şikayet, şikayet sahibi tarafından yayından kaldırılmıştır.
Yelizdolaşoğlu T. | 04 Şubat | 4806165 845 Kişi Gördü Paylaş Savas H.
Firsatcaddesi.com Satışta Söylenilen Özellikte Olmayan Ürün Gönderimi.
Savas H. | 18 Ocak | 4629003 Firsatcaddesi.com internet sitesi üzerinden almış aldığım water Proof su geçirmez eldiven elime ulaştı. Ürünü motosiklet kullanırken giyeceğim için özellikle böyle bir ürün seçtim. Ama maalesef ürün elime ulaştığında he ...
1105 Kişi Gördü Takip Et Paylaş
İleri >
footerFacebookTwitterLinkedinYoutubeGoogle PlusRSSHakkımızdaŞikayet SüreciBasında BizBize Ulaşın
Şikayet Var, Radore'de barındırılmaktadır.
Menengiç Kahvesi Nedir?
Menengiç Kahvesi, menengiç bitkisinin meyvelerinden yapılan bir kahve türüdür. Yaygın şekilde melengiç kahvesi olarak da adlandırılır.
Menengiç bitkisi ya da Latince adı ile pistacia terebinthus sakız ağacıgiller familyasından olup, doğal yaşam alanı Akdeniz bölgesidir. Yapraklarını döken bir tür çalı olan menengiç bitkisi, Fas, Portekiz, Kanarya Adaları, Yunanistan ve Türkiye'de yetişir. Suriye, Lübnan ve İsrail'de ise pistacia palaestina adından benzer bir tür bulunmaktadır. Türkiye'de özellikle Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetişir.
İngilizce'de "terebinth" ve "turpentine tree" adları ile bilinen menengiç, ülkemizde değişik yörelerde çitlembik, bittim, melengiç ve çedene gibi adlarla da bilinir. Bu sebeple, menengiç ile yapılan kahveye bittim kahvesi, çitlembik kahvesi, çedene kahvesi de denir.
Menengiç Kahvesi Faydaları
Menengicin bitkisinin dolayısıyla memengiç kahvesinin pek çok açıdan sağlığa faydalı olduğu düşünülmektedir.
Menengiç Kahvesi Nasıl Yapılır?
Klasik memengiç kahvesi tarifine göre, menengiç bitkisinden kahve yapılırken iki farklı malzeme kullanılabilir. İlkinde, tıpkı kahve bitkisinin meyvelerinin toplanıp kavrulduktan sonra çekilmesiyle kahve yapılması gibi menengiç bitkisinin meyveleri de aynı şekilde işlenerek kavrulur ve çekilir. Diğer yöntemde ise menengiç meyvelerinin yağı çıkarılır ve kahve bu malzemeyle yapılır.
Menengiç kahvesinin hazırlama yöntemi ise Türk kahvesi gibidir. Tıpkı Türk kahvesi pişirilirken izlenen adımlar izlenerek Menengiç kahvesi pişirilir. Ama, su yerine süt kullanılması çok daha iyi sonuç verir.
Menengiç Kahvesi, menengiç bitkisinin meyvelerinden yapılan bir kahve türüdür. Yaygın şekilde melengiç kahvesi olarak da adlandırılır.
Menengiç bitkisi ya da Latince adı ile pistacia terebinthus sakız ağacıgiller familyasından olup, doğal yaşam alanı Akdeniz bölgesidir. Yapraklarını döken bir tür çalı olan menengiç bitkisi, Fas, Portekiz, Kanarya Adaları, Yunanistan ve Türkiye'de yetişir. Suriye, Lübnan ve İsrail'de ise pistacia palaestina adından benzer bir tür bulunmaktadır. Türkiye'de özellikle Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetişir.
İngilizce'de "terebinth" ve "turpentine tree" adları ile bilinen menengiç, ülkemizde değişik yörelerde çitlembik, bittim, melengiç ve çedene gibi adlarla da bilinir. Bu sebeple, menengiç ile yapılan kahveye bittim kahvesi, çitlembik kahvesi, çedene kahvesi de denir.
Menengiç Kahvesi Faydaları
Menengicin bitkisinin dolayısıyla memengiç kahvesinin pek çok açıdan sağlığa faydalı olduğu düşünülmektedir.
Menengiç Kahvesi Nasıl Yapılır?
Klasik memengiç kahvesi tarifine göre, menengiç bitkisinden kahve yapılırken iki farklı malzeme kullanılabilir. İlkinde, tıpkı kahve bitkisinin meyvelerinin toplanıp kavrulduktan sonra çekilmesiyle kahve yapılması gibi menengiç bitkisinin meyveleri de aynı şekilde işlenerek kavrulur ve çekilir. Diğer yöntemde ise menengiç meyvelerinin yağı çıkarılır ve kahve bu malzemeyle yapılır.
Menengiç kahvesinin hazırlama yöntemi ise Türk kahvesi gibidir. Tıpkı Türk kahvesi pişirilirken izlenen adımlar izlenerek Menengiç kahvesi pişirilir. Ama, su yerine süt kullanılması çok daha iyi sonuç verir.
Burada yaşanan entrikalardan ve adadan elenmesini beklediği isimlerden bahseden Tuğba Özay, belki de adayla ilgili en ilginç röportajlarından birini Armağan Çağlayan'a verdi.
Survivor hayatının ekrandan görünen bölümleri ve yarışmalar dışında nasıl geçiyordu?
İlk bir ay ben de barakada yaşıyordum. Daha sonra kendim için bir yaşam alanı yaptım.Sabah erkenden kalkıyordum, ilk işim ormana gidip kütükler toplamak oluyordu. Düşünebiliyor musun Atlantik okyanusunun dibindesin ve sabah yüzünü orada yıkıyorsun. İnanmaz bir deneyim.
Ateşimi yaktım, hamağımı kurdum, çamaşırlık yaptım, çok güzel bir oturma düzeni yaptım.
Tepsiler sehpalar, rüzgar gülleri yaptım kendime. Sonuçta hayatın bir süreliğine bile olsa orada geçiyor ve kendi yaşam alanını yaratıp bundan keyif almaya bakmak lazım.
Gece yarısı yıldızların kaymasını izliyordum.
Bir gece tam 5 tane arka arkaya yıldız kaydı. Ertesi gün dokunulmazlık Oyunu vardı. Ben de her yıldız kaydığında bir dilek tuttum ve biri de yarın oyunda iyi olmaktı ve ertesi gün 5 oyun oynadım ve 5'te 5 yaptım ?
Oradan buraya bir şeyler getirdin mi?
Ben tabii konseyde eleneceğimi bilmediğim için, konseye giderken yanıma hiç birşeyimi hatta orada kullandığım çantamı ve özel eşyalarımı bile almadım. Ancak söyledim onları getirecekler bana.
-
10 Şubat benim doğum günüm.
Bizim adanın karşısında küçük bir ada var, oraya gittim dalmaya ve kocaman bir deniz minaresi buldum, bu da bence tabiat ananın bana doğum günü armağanıydı.
"Tabiatın Kızıyım" diye boşuna demiyorum:)
REGL İZNİ VAR!
Sigara içen var mıydı orada?
O özel izinler bazı durumlarda oluyor mu bilmiyorum ama ben kullanmadığım için bilmiyorum. Mesela kadın olarak regl için izin veriyorlardı. Ama zaten bir müddet sonra kesiliyorsun. O da kesiliyor.
Yeterli beslenememe ile alakalı olabilir mi?
Tabi. Mesela göğüslerim o kadar sönmüştü ki. Etimi tuttuğum zaman sanki her şeyin içi boşalmış gibiydi. Bacağımı tutuyorum, kalçamı tutuyorum. Allah'ım diyorum her şey kaybolmuş falan. Geldim toparladım. O ayrı da. Onun dışında mesela Hindistan cevizi kirpiklere de faydalıymış, onu da orada öğrendim, baya uzattı. Saçlarım hiçbir işlem görmediği için, işte fön makinası vs bunları görmediği için.
MESELA SEKS HAYATI
Daha sağlıklı oldu?
Daha sağlıklı oldu. Ben hep olayın güzel yanlarından bakmaya çalıştım. Cildin daha bir güzelleşiyor. Yani güzel şeyler kattı bana Survivor. Mesela seks hayatı…
-
ŞAP MI ATIYORLAR
Ne oldu? Hiçbir şey olmadı…
Hiç… Herhalde hormonların orada devreye girmiyor yani, hiçbir şekilde aklıma gelmedi, hiç! Sıfır… Hiç düşünmedim…Hatta bazı arkadaşlar şey diyordu; "Ya kazandığımız ödül oyunlarına şap mı atıyorlar" falan diyorlardı.
Survivor hayatının ekrandan görünen bölümleri ve yarışmalar dışında nasıl geçiyordu?
İlk bir ay ben de barakada yaşıyordum. Daha sonra kendim için bir yaşam alanı yaptım.Sabah erkenden kalkıyordum, ilk işim ormana gidip kütükler toplamak oluyordu. Düşünebiliyor musun Atlantik okyanusunun dibindesin ve sabah yüzünü orada yıkıyorsun. İnanmaz bir deneyim.
Ateşimi yaktım, hamağımı kurdum, çamaşırlık yaptım, çok güzel bir oturma düzeni yaptım.
Tepsiler sehpalar, rüzgar gülleri yaptım kendime. Sonuçta hayatın bir süreliğine bile olsa orada geçiyor ve kendi yaşam alanını yaratıp bundan keyif almaya bakmak lazım.
Gece yarısı yıldızların kaymasını izliyordum.
Bir gece tam 5 tane arka arkaya yıldız kaydı. Ertesi gün dokunulmazlık Oyunu vardı. Ben de her yıldız kaydığında bir dilek tuttum ve biri de yarın oyunda iyi olmaktı ve ertesi gün 5 oyun oynadım ve 5'te 5 yaptım ?
Oradan buraya bir şeyler getirdin mi?
Ben tabii konseyde eleneceğimi bilmediğim için, konseye giderken yanıma hiç birşeyimi hatta orada kullandığım çantamı ve özel eşyalarımı bile almadım. Ancak söyledim onları getirecekler bana.
-
10 Şubat benim doğum günüm.
Bizim adanın karşısında küçük bir ada var, oraya gittim dalmaya ve kocaman bir deniz minaresi buldum, bu da bence tabiat ananın bana doğum günü armağanıydı.
"Tabiatın Kızıyım" diye boşuna demiyorum:)
REGL İZNİ VAR!
Sigara içen var mıydı orada?
O özel izinler bazı durumlarda oluyor mu bilmiyorum ama ben kullanmadığım için bilmiyorum. Mesela kadın olarak regl için izin veriyorlardı. Ama zaten bir müddet sonra kesiliyorsun. O da kesiliyor.
Yeterli beslenememe ile alakalı olabilir mi?
Tabi. Mesela göğüslerim o kadar sönmüştü ki. Etimi tuttuğum zaman sanki her şeyin içi boşalmış gibiydi. Bacağımı tutuyorum, kalçamı tutuyorum. Allah'ım diyorum her şey kaybolmuş falan. Geldim toparladım. O ayrı da. Onun dışında mesela Hindistan cevizi kirpiklere de faydalıymış, onu da orada öğrendim, baya uzattı. Saçlarım hiçbir işlem görmediği için, işte fön makinası vs bunları görmediği için.
MESELA SEKS HAYATI
Daha sağlıklı oldu?
Daha sağlıklı oldu. Ben hep olayın güzel yanlarından bakmaya çalıştım. Cildin daha bir güzelleşiyor. Yani güzel şeyler kattı bana Survivor. Mesela seks hayatı…
-
ŞAP MI ATIYORLAR
Ne oldu? Hiçbir şey olmadı…
Hiç… Herhalde hormonların orada devreye girmiyor yani, hiçbir şekilde aklıma gelmedi, hiç! Sıfır… Hiç düşünmedim…Hatta bazı arkadaşlar şey diyordu; "Ya kazandığımız ödül oyunlarına şap mı atıyorlar" falan diyorlardı.
Tünaydın! Bugün sizlere, İngiliz makyaj artisti Charlotte Tilbury'nin Filmstar Bronze & Glow isimli paletini anlatacağım. Tam 3,5 ay önce, İngiltere'ye giden bir arkadaşım vasıtasıyla edindiğim bu paleti severek kullanıyorum. Yorumlamanın tam zamanı diye düşünüyorum.
Çoğumuz bu isme ve hatta bu ürüne, yabancı bloglar sebebiyle uzun zamandır aşinayız sanırım. Özellikle CT'nin, kendi Youtube kanalında, tamamen kendi markasının ürünlerini kullanarak çektiği videolar inanılmaz iştah açıcı. Bir marka kendi PR'ını anca bu kadar başarılı yapabilir diye düşünüyorum. Öyle ki, videoda gösterdiği her ürünü almak istiyorum. Şuraya tıklayarak neden bahsettiğimi anlayabilirsiniz.
Dönelim Filmstar Bronze & Glow palete. Herhalde şu ana kadar sahip olduğum en şık ambalajlı ürün bu.
Kaliteli, göz alıcı ve zarif olan bu kutuyu açtığımızda karşımıza; bir kısmı bronzer, diğeri ise aydınlatıcı olan bir palet çıkıyor.
Sculpt, yani yüzü boyutlandırmak için olan kısımdan başlayalım. Rengi o kadar güzel ki. Benim için ideal bronzer rengi. İçinde turunculuk, kızıllık ya da sarılık yok. Neredeyse pembemsi diyebileceğim çok çok açık bir sütlü kahve diye tanımlayayım size. Dokusu ipek gibi, yumuşacık. Ürün, adeta kendi kendini dağıtıyor tende. Çok pigmentli, çok kremsi ve işin en güzel yanı; ister küçük, ister büyük bir fırçayla sürün, ister tek kat, ister 5 kat geçin, asla ve asla yapay ya da çamurumsu durmuyor. NARS Laguna, MAC Harmony, MAC MSF Medium Dark, Benefit Hoola, Rimmel London Sun Shimmer, Bourjois Chocolate, Sleek Contour Kit gibi birçok bronzer deneyimlemiş biri olarak, CT Bronze&Glow'u; denediğim en yumuşak dokulu ve en doğal duruşlu bronzer ilan ediyorum.
Geliyorum kontür konusuna. Bildiğiniz gibi, yüzüm aşırı zayıf ve kemikli olduğundan kontür yapmıyorum ancak yapıyor olsaydım da bu işlemi kesinlikle mat ve ışıltısız bir pudrayla yapardım. (Mesela yazısını şurada yazdığım Hoola'yla.) Eğer siz de benim gibi düşünüyorsanız ve bu paleti kontür amaçlı satın almayı düşünüyorsanız, almayın derim çünkü nedense hiçbir videoda bahsedilmeyen bariz ışıltılar var içerisinde. Bronzerda ışıltıyı seviyorum aslında, yüzü daha aydınlık gösteriyor, daha sağlıklı ancak sevdiğim ışıltı NARS Laguna'daki gibi; fırçadan yüze pek transfer olmayan ve 'simli' gibi durmayan. Bu yüzden CT Bronze & Glow elime ulaştığında biraz şaşırdım açıkçası çünkü severek izlediğim ve bu ürünü ballandıra ballandıra anlatan hiçbir yabancı vlogger içindeki koca ışıltılardan bahsetmemişti. Tıpkı Burberry Fresh Glow fondoten ve Estee Lauder Brush On Glow BB göz altı kapatıcısında olduğu gibi…
Toparlarsak; çok ışıltılı olması dışında her şeyine hayran kaldığım bronz bu pudrayı çok severek kullanıyorum. Evet, ışıltısına rağmen.
Highlight, yani aydınlatıcı kısmı ise rüya gibi. Gerçekten ıslak duruşlu, burnumun ucu, dudaklarımın üstü ve elmacık kemiklerimin tepelerine uyguladığım an yüzümü kat kat aydınlık ve sağlıklı gösteren ve yine yüzümde kendi kendine dağılıp, oturması gereken yeri bulan bir ürün. Her iki pudranın da ne kadar yumuşak olduğunu yeterince iyi ifade edemeyeceğim sanırım. O yüzden uzatmayayım.
The Balm Mary Lou Manizer'a (buraya tıklayın) kıyasla daha altınımsı olan ama küçük bir far karıştırma fırçasıyla uygulandığında sarı sarı durmayan bu aydınlatıcı, tıpkı paletin bronzer kısmı gibi, beyaz ve buğday tende harikalar yaratacaktır.
Ülkemizde satışı olmayan bu ürünü, şuraya tıklayarak sipariş edebilir, ya da benim gibi yurtdışına giden tanıdıklara aldırabilirsiniz. Sevgiler. <3
2016'in ilk inceleme yazısından günaydın! Günün yazısı, 2016'ün Aralık ayında elime geçen ve bence geçen senenin en güzel hediyelerinden biri olan Braun Face isimli cihazın, cilt ve makyaj temizleme başlığı üzerine olacak. Fotoğrafını Instagram'dan paylaştığımdan beri, bu ürün üzerine bir ilk izlenim yazısı yazmam bekleniyor ancak ben biraz tereddütlü ve hatta ön yargılı olduğumdan, 7 kez kullanıp öyle paylaşmak istedim düşüncelerimi. Hazırsanız başlıyorum. Tabi ki öncesinde ufak bir giriş paragrafı daha olacak. Bu, biraz uzun bir yazı olabilir. Uyarayım da. :)
2016, cilt bakımının ne kadar önemli olduğunu ve benim bu konuda ne kadar eksik olduğumu farkettiğim bir yıldı. Şurada, şurada ve hatta buradaki yazımdan da anlayacağınız üzere, senelerdir yaptığım makyajlardan, havadaki tozlardan, gözeneklerimi dolduran her şeyden tam anlamıyla yeni yeni arınmaya başladım.
Yeni ürünler denemenin ve paylaşmanın hazzı muazzam ancak malumunuz, cilt şakaya ve deneme tahtasına çevirmeye gelmiyor. Ne zaman heyecanıma yenik düşüp arka arkaya birçok yeni ürün denesem cildim bana bunun bedelini ödetiyor. Bu sebepten, özellikle cilt bakımı konusunda fazlaca seçici olmaya başladım. Belki bin defa bahsettim ve bundan sonra da ilgili her yazımda vurgulayacağım ama; daha önce yanlış krem kullanım sebebiyle yüzümde çıkan minik ve ağrılı kabarcıklar, birkaç ay boyunca gördüğüm etil alkol tedavisi sayesinde geçmişti. Ne yazık ki bu tedavi gözeneklerimi açmıştı ve cildimi olduğundan daha hassas kılmıştı. Hatta şunu da ekleyeyim: Boynumu ya da yüzümü kaşısam kabuk bağlayan bir tenim var. Bu yüzden, 'bu cihaz hassas ciltlerde ne gibi sorunlara yol açabilir?' şeklindeki soruları bol bol yanıtlayacağım bir yazı olacak. Haydi başlayalım.
Günlerden bir gün yine Clarisonic almayı düşünürken, ki yaklaşık 1 senedir düşünüyorum, kapı çaldı ve kargo bana bu Braun paketini getirdi. Braun, bana ulaşıp adresimi aldığında bu tarz bir ürün göndereceğini tahmin etmemiştim. Havalara uçtum tabi. Braun ve Clarisonic arasında gidip geliyordum zaten. Clarisonic yüksek fiyatı sebebiyle beni düşündürüyordu. Bir de o cihazı kullanıp yüzü tarlaya dönen hassas ciltli bir sürü insanla karşılaşınca gözüm epey korkmuştu. Her iki cihazın da fiyatını tam olarak bilmediğimden başlayayım ben en iyisi. Sadece, Clarisonic'in sürekli bir zamlanma halinde olduğunu ve Sephora'larda satıldığını biliyorum. Braun ise, Braun ürünleri satan birçok elektronik mağazasında ve hatta Watsons'larda da bulunuyor. Duyduğum kadarıyla Braun'un bendeki cihazının fiyatı 220-245 TL arası değişiyor. Bu da onu, Clarisonic'ten daha ulaşılabilir kılıyor.
Paketi açar açmaz karşınıza büyük bir elektronik diş fırçasını andıran cihaz, başlığı ve fırçası çıkıyor. Plastik bölmeyi kaldırınca da minik bir çanta. Çanta içerisinde ise; ışıklı bir ayna ve aparatların temizliğini yapmak için küçük bir fırça bulunuyor.
Ürün, epilatör başlığıyla birleşik halde geliyor. Bu arada, yüzümde çok fazla tüy olmaması, olanların da açık renk olması sebebiyle bu başlığı kullanmaktan biraz korkuyorum ancak benden en çok inceleme yapmamı istediğiniz kısım da tam burası. Bu sebepten bu başlığı yalnızca bıyık bölgemde kullanıp deneyimlerimi yine burada paylaşacağım.
Metal çizginin üstündeki kısmı yukarıya hafifçe itince epilatör başlık, cihazdan ayrılıyor. Sıra cilt bakımı aparatını bağlamaya geliyor. Başlık, aynı şekilde metal çizginin tam üstüne oturuyor. Fırça da çarkın içinde kendine yer buluyor. Benim burada size verebileceğim nacizane tavsiye; fırçayı çarka oturturken parmağınızla kesinlikle ittirmemeniz, zorlamamanız. Fırça, oturması gereken yeri bulunca zaten anlıyorsunuz. Ben ikinci kullanımımda fırçayı rastgele başlığın üstüne bırakıp ittirdim ve cihaz kilitlendi. Şu an bu yazdıklarım biraz anlamsız görünebilir ama kullananlar ve kullanacaklar ne demek istediğimi anlayacaklardır.
Cihaz tek bir kalem pille çalışıyor. Pil bölmesini açmak ise tam bir işkence. Benim gibi dakikalarca uğraşmamanız için size iki pratik yol önereceğim. İlki, kullanma kılavuzunda belirtildiği gibi (yazılı bir şey yok, sadece minicik bir görsel koymuşlar, o da büyüteçle ancak görünüyor) 1 ya da 5 kuruşu tornavida gibi kullanarak kapağı açmak, diğeri de cihazın yanında gelen ışıklı aynanın kulbunu kullanarak açmak. Pili taktıktan sonra da sıra tabi ki kullanıma geliyor. Cihazın nasıl kullanıldığından önce, ne için kullanıldığından ve neler vaat ettiğinden bahsetmeliyim sanırım.
Braun Face, tek bir cihaz ve iki başlıkla, hem yüzdeki tüyleri kökünden almayı, hem de cildimizdeki makyaj artıklarını ve gözenekleri derinlemesine temizlemeyi vaat ediyor. Cilt temizleme başlığı ise, elle yıkamaya göre 6 kat daha etkili peeling görevi görüyor. Tabi bunlar markanın iddiaları. Sıra geliyor benim deneyimlerime.
Fırçayı ve yüzü hafifçe ıslattıktan sonra sıra temizleyicimizi fırçaya dökmeye geliyor. Tam bu aşamada benim yine iki küçük tavsiyem olacak. İlki, uygulama öncesi kesinlikle ve kesinlikle fırçayı da yüzünüzü de ıslatmanız. Cihaz kuru kullanıldığında yüzümüzü ne boyutta tahriş eder, inanın kestiremiyorum. Diğer önerim ise, kullanacağınız temizleyiciyi cihazın fırçasına değil de, yüzünüze yaymanız. İlk uygulamamda köpük temizleyicimi fırçaya döktüm ve cihazı çalıştırdığımda temizleyici yüzüme homojen dağılmadı, fırçanın kılları tarafından emildi. Bu yüzden bu makineyle kullandığım temizleyiciyi mutlaka ıslattığım yüzüme ellerimle yayıp, biraz da fırçaya döküp öyle çalıştırıyorum cihazı.
Kullandığım temizleyiciden de bahsedeyim. Ben şurada bahsettiğim setten çıkan Clarins Gentle Foaming Cleanser'ı kullanıyorum. Bu ürün Shea yağı içeriyor, yani nemlendirici etkiye sahip. Aynı zamanda köpüren bir temizleyici olduğu için bu cihazla mükemmel uyum sağlıyor. Peki siz ne tür bir temizleyici seçmelisiniz? Cevap, beraberinde bir soru daha getiriyor. Cildinizin neye ihtiyacı var? Bu soruyu, bu cihazın yüzünüzü kurutacağını düşünerek cevaplayın. Benim yüzümün neme ihtiyacı var. Bu yüzden nemlendirici özellikli bir temizleyici kullanıyorum. Sizin yüzünüz yağlı ve siyah nokta/akneye meyilli mi? O zaman akne karşıtı, yağ kontrolü sağlayan bir ürün kullanın. (Garnier'nin 3'ü bir arada temizleyicileri, Bioderma'nın ve La Roche Posay'in köpüren ürünleri gibi…) Bence jel ya da köpüren formüllü temizleyiciler kullanmak en iyisi ama Braun bu cihazın; sabun, temizleyici, temizleyici süt, jel ya da su ile de kullanılabileceğini söylüyor.
Dönüyorum temizleme işlemine. Metal başlığın altındaki tuşu sağa ya da sola kaydırdığımızda, cihaz ittiğiniz yönde çalışmaya başlıyor. Fırçanın tüyleri orta bir hızda, çember etrafında dönüyor. Braun Face'i yüzünüze değdirdiğinizde, öyle zorlayıcı, yıpratıcı bir etki hissetmiyorsunuz. Tüyler dönerken cihazı yüzünüzde 1-2 dakika kadar dairesel hareketlerde gezdirmeniz gerekiyor ve tabi ki göz çevrenize yaklaştırmamanız. Temizleme işlemi bittiğinde de fırçayı ve tabi ki yüzünüzü suyla durulamanız.
Cihazı ilk kullandığımda neler düşündüm, onu da paylaşmak isterim. Öncelikle korktuğum gibi tahriş edici bir etkisi olmamasına rağmen, yüzümde ufak tefek kızarıklıklara yol açtığını farkettim. Bahsettiğim hassasiyet belirtileri birkaç saat içinde tamamen kayboldu. Daha ilk kullanımdan yüzümdeki kabarcıkları temizledi. Bu anlamda, en etkili bulduğum peelingden bile daha etkiliydi. Makyajımı temizledikten sonra kullandım ve buna rağmen fırçadan lavaboya turuncu bir su aktığını gördüm. Ben senelerce yüzümü temizledim diyerek kendimi kandırıyormuşum, yatağa makyajımla giriyormuşum meğer. Bir de ilk kullanım sonrası birkaç dakikalık bir kaşıntı hissi ve kuruluk olduğunu belirteyim. Kaşınma hissi sadece ilk kullanıma hastı ancak kuruluk, bu cihazın etkilerinden biri. Cildim artık kuru olmamasına, hatta son dönemde yağlıya dönük karma olmasına rağmen cihazı kullandıktan sonra yüzüm aşırı gerildi. Bu nedenle yüzümü kurular kurulamaz yoğun nemlendirme ihtiyacı hissettim.
Peki sonraki kullanımlarımda neler hissettim, nasıl bir sonuçla karşılaştım? Ben bu ürünü kullanmaya çok çabuk alıştım. Özellikle yüzümden akan o suyun rengini görünce, 'tamam' dedim, oldu bu iş. Şu ana kadar sadece 7 kez kullanmama rağmen gözlemlediklerim; Glam Glow'un bile etki etmediği siyah noktalarımda gözle görülür bir azalma olduğu, minik beyaz kabarcıkların ve yüzümdeki pütürlerin tamamen yok olduğu, yüzümün normalde olduğundan daha fazla nemlendirilmeye ihtiyaç duymaya başladığı ve suratımın gerçekten en pürüzsüz haline büründüğü oldu.
Şimdi, Instagram'da okuyucularımdan gelen birkaç soruyu da cevaplayayım diyorum.
1) Duşta kullanıma uygun mu?
Cihazın üzerinde, temizleme başlığının duşta kullanıma uygun olduğu belirtilmiş ama ben cesaret edemedim. Hatta kulağıma saçma geldi. Sonuçta pille çalışan bir üründen bahsediyoruz. Siz de risk almayın ve duş öncesi kullanın derim ben.
2) Clarisonic mi, Braun Face mi?
Clarisonic ya da muadili bir cihaz kullanmadığım için bu karşılaştırmayı yapamıyorum ancak her iki cihaz da dönen tüylere sahip, aynı şeyleri vaat eden ve aynı şekilde kullanılan ürünler olduğu için ve Braun'un fiyatının daha uygun olduğu için bu ürün daha rahat tercih edilebilir.
3) Göz çevresinde kullanılabilir mi?
Tabi ki hayır. Asla ve asla göz çevresine ve saç çizgisine değmemesi gerekir.
4) Günlük kullanıma uygun mudur? Sen ne sıklıkla kullanıyorsun?
Kullanım kılavuzuna da baktım ama bu şekilde bir bilgiye ulaşamadım. O yüzden kendi fikrimi paylaşacağım. Bence en sık, 2 güne bir kullanmak en doğrusu. Ben başta gün aşırı kullandım fakat sonra yüzümün uygulama sonrası fazlaca yorulduğunu gözlemledim. Bu yüzden 3 güne bir kullanmaya karar verdim. Böylece kurumasını da minimuma indirgemiş oldum. İlla sık kullanmak istiyorum derseniz, cildiniz de çok hassas değilse 2 güne bir kullanabilirsiniz diye düşünüyorum.
5) Yüzü kurutuyor mu?
Evet ama şöyle söyleyeyim; cilt tipimi karmadan kuruya çevirecek kadar değil. Sadece uygulama sonrasında yüzünüz inanılmaz geriliyor ve yoğun bir nemlendirici uyguladığınızda teniniz normal haline dönüyor.
6) Sivilceli ciltlere uygun mu?
Bence hayır. Tüyler aşırı yavaş ya da hassas bir şekilde dönmüyor. Aktif sivilceleri patlatıp zedeleyebilecek cinsten bir başlık olduğunu düşünüyorum.
7) Siyah ya da beyaz noktalarda etkili mi?
Hem de nasıl. Hele siyah noktalar konusunda bu kadar etkili olacağını tahmin etmemiştim. Burnumdaki derin ötesi siyah noktayı artık kabullenmiş, onunla yaşamayı öğrenmiştim. Hatta arada kendisinin, ben ya da çil olup olamayacağını sorguluyordum fakat hiç beklemediğim bir şekilde Braun Face'i 3 ya da 4. kullanımımdan sonra kendisinin neredeyse kaybolduğunu söyleyebilirim.
8) Uzun vadede cilde ne gibi etkileri olabilir?
Hiç bilmiyorum ki. Birlikte göreceğiz.
9) 15 yaşındayım, cihazı kullanabilir miyim?
Kullanma kılavuzunda, ürünün 8 yaş ve üstü için uygun olduğu belirtilmiş ancak 8 de fazla küçük bir yaş değil mi? Cildin gereksinimlerine göre 15-16 yaşından itibaren kullanılabilir diye düşünüyorum. Yine de genç okuyucularım cilt doktorlarına danışmadan kullanmasınlar.
10) Cildi bu kadar derinlemesine temizlemek gerçekten iyi mi?
Bilemiyorum. Olmayabilir. Sonuçta cildimizi dış etkenlere karşı koruyan belli bir tabaka var ve sürekli eksfoliasyon vesaire yaparak o koruyucu katmanı zedeliyor olabiliriz. Bu sebepten her gün kullanmak hata olur diye düşünüyorum.
11) Clarisonic'in başlığının 3 ayda bir değişmesi gerekiyor. Braun Face'de de aynı şey geçerli mi?
Evet. Hatta sık kullanıma bağlı olarak temizleyici fırça başlığı daha erken yıpranırsa hiç beklemeden yenilemek gerekiyor. Ek başlıkları yine yetkili Braun satıcılarından alabiliyormuşuz.
12) Hassas ciltlere uygun mu?
Braun, bu ürünün dermatolojik olarak test edildiğini ve hassas ciltlerin kullanımına uygun olduğunu belirtmiş. Ben de buna katılıyorum ancak yine de aşırı hassas ciltlere 'gidin alın, gözüm kapalı tavsiye ediyorum' diyemiyorum çünkü her cildin gösterebileceği reaksiyon çok farklı. Ben çok memnunum, olası bir alerjik reaksiyon durumunda da bu yazıyı güncelleyip, sosyal medya hesaplarımdan da bunu duyururum.
Şöyle bir toparlarsam; yüzümü derinlemesine temizleyen, beni makyajımdan tamamen arındıran, yüzümü epey kurutan, siyah nokta ve beyaz kabarcıklarımı temizleyen, pütür pütür olan burun kenarlarımı bile pürüzsüzleştiren bu cihazı çok sevdim. Epey uzun bir yazı oldu ama umuyorum ki kafanızdaki soru işaretlerini giderebilmişimdir. Sevgiler!
*Cihaz, Braun tarafından gönderilmiştir. Teşekkürler Braun!
Temmuz'un ilk gününden günaydın! Bugün sizlere, yine #3urun3yorum ekibi olarak, NARS'ın yaza özel setlerinden seçtiklerimizi tanıtacağız. Anıl'ın yazısı için buraya, Gözde'nin yazısı için ise buraya tıklayabilir, Just Dewy It! set hakkındaki görüşlerimi merak ediyorsanız, bu yazıyı okumaya devam edebilirsiniz.
Bu seti bana aldırtan ürünle başlayalım. NARS Super Orgasm Illuminator; içinde altın yansımalar bulunan, pembemsi şeftali bir aydınlatıcı. Bu ürün; allık, aydınlatıcı ve hatta fondotene karıştırılarak ışıltılı baz olarak kullanılabiliyor ancak içerisindeki büyük altın simler ve belirgin rengi sebebiyle ben fondotenime karıştırmayı uygun bulmuyorum. Benimle olan yolculuğuna; yaz akşamlarında bronz tenime biraz parıltı katmak istediğimde, allığımın üzerine kullanacağım bir ürün olarak devam edecek. Minik not: Renk bronz ten için muazzam ancak sim sevmiyorsanız, almayın.
Yine ışıltılı bir ürün, bu kez bir dudak parlatıcısı. NARS Super Orgasm Lip Gloss; beklediğim gibi yapış yapış bir yapıya sahip olmayan, yine içinde altın rengi sim parçacıkları bulunduran, sürümü kolay, ağırlık yapmayan bir dudak parlatıcısı. NARS bu rengi; böğürtlen pembesi olarak tanımlamış.
İçerdiği altın simler (ışıltı demiyorum, çünkü bunlar bariz sim) sebebiyle, özellikle fotoğraflarda ışığı inanılmaz güzel yansıtıp dudakları olduğundan daha dolgun ve ıslak gösteriyor ancak sürdükten 15-20 dakika sonra uçup gitmesi ve tüm yüzüme simlerini bırakması sebebiyle sevemedim kendisini.
Setteki son ürün ise bir göz kalemi. Hem de kendisini siyah sanan ve NARS'ın en çok satan kalemlerinden biri olduğunu iddia eden bir kalem. NARS Black Moon Eyeliner Pencil; çok kolay sürülen ve bir fırça yardımıyla çok kolay dağıtılabilen bir kalem ancak ben bu renge siyah demem. İki üç kat geçsem bile çok silik kalıyor, üstelik gözümün içinden ve dış köşelerinden birkaç dakika içinde akıyor. En sevdiğim siyah göz kalemi hala AVON Supershock. Siyahlığı ve kalıcılığını tek geçerim.
İşte böyle. Şu 3 ürün arasında en çok Super Orgasm likit aydınlatıcıyı sevdim. Siz bu ürünlerden herhangi birini denediniz mi? Çok sevgiler! <3
-Bu seti buraya tıklayarak inceleyebilir ve satın alabilirsiniz.
Günaydın! Bugün #3urun3yorum ekibi olarak sizlerle 3 kutu dolusu alışveriş yazısı paylaşacağız. NARS ve Make Up For Ever ürünleriyle dolu 3 kutu. Hemen başlayalım! Unutmadan, Anıl'ın alışveriş yazısı için buraya, Gözde'nin yazısı için ise buraya tıklayabilirsiniz.
Hala tanışmamış olanlar için Makyaj Trendi; (buraya tıklayın) Make Up For Ever, NARS ve Shiseido gibi başarılı kozmetik markalarının ürünlerini satan, Vepa bünyesindeki online alışveriş sitesi. Özellikle yaşadığınız şehirde Sephora yoksa ya da benim gibi ne satın almak istediğinizi biliyor ama dışarı çıkmaya üşeniyorsanız, Makyaj Trendi'ne bir göz atın derim.
Aldığım ürünlere geçmeden önce bu alışverişin çok içime sindiğini belirteyim. Geçtiğimiz hafta gerçekten üzücü bir olay yaşadım, bir de üstüne ufak bir sağlık sorunu. Biraz keyfim yerine gelsin diye, bir süredir aklımda olan bir ürünü satın almak için siteye girdim. (Tabii sonuç malum, aklımda olmayan birkaç ürün daha satın alarak çıktım.) Bu sırada günün en az 10 saati sürekli iletişim halinde olduğum Anıl ve Gözde'yle de konuşuyordum tabii. İlgi alanımız, cilt tiplerimiz ve dilek listelerimiz kesişince, 'neden aynı ürünleri alıp, aynı tarihlerde yorumlamıyoruz?' dedik ve Makyaj Trendi Alışverişi serisinin ilk yazısını bugün sizlere sunduk. Aynı ürünleri 3 farklı gözden okumak için mutlaka arkadaşlarımın bloglarına da uğrayın derim.
İştah açıcı paketime gelelim. Neler var neler. Öncelikle bu alışverişe sebep olan, uzun süredir denemek istediğim ürünle başlayalım.
Make Up For Ever Face & Body fondoten uzunca zaman önce aklıma düştü. Bayılarak kullandığım MAC Face & Body'e göre çok daha olumlu yorumlar alan bir ürün olduğundan bir şans vermek istedim ancak hem renk seçimi çok zor olduğundan, hem de açık renkler genelde stok dışı olduğundan vazgeçtim. Aradan birkaç ay geçti, Gözde fondoteni satın aldı ve buluştuğumuzda yüzünde kanlı canlı gördüm ve hayran kaldım.
%73'ü (yanılmıyorsam) sudan oluşan bu fondoten tüm cilt tiplerine uygun olarak kategorize ediliyor. Tere ve suya dayanıklı olduğu söyleniyor. İyice kullanmadan yorum ya da MAC Face & Body'le karşılaştırmasını yapmayacağım ancak ilk izlenim olarak MAC'e göre çok daha akışkan ve kat kat uygulanabilir olduğunu söyleyebilirim. Yapısının sudan hiçbir farkı yok. Uygulamaya alışmaya çalışıyorum. :)
Son olarak bendeki rengi 38 - Pink Porcelain'in, boynumla birebir aynı tonda olduğunu da ekleyeyim. Birkaç gün sonra bronzlaşmaya başlayınca ne olur, bilinmez.
Fiyat bilgisine ulaşmak ya da satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.
Bu yazıdaki diğer ürünler hakkında yorum yapmam için biraz zamana ve deneyimlemeye ihtiyacım var ama Make Up For Ever Pro Bronze Fusion bronzer için 'gidin, alın' diyorum. Fotoğrafları internete düştüğünde dokunma isteği yaratan tek bronzer oldu benim için ama alacağımı tahmin etmiyordum. Hazır moralim de bozuk, 'al gitsin' dedim. Yine suya ve tere dayanıklı bir ürün. Dokusu da alıştığımız bronzerlardan epey farklı. MUFE bu ürünü; 'pudramsı görüntü yok, iz yok, kat kat uygulasanız bile kalıp gibi durma durumu yok' şeklinde tanımlamış. Her bir kelimesine katılıyorum. Şu an elimde bulunan Charlotte Tilbury bronzerı bir kenara attırdı, o kadar diyeyim size.
Ben kendime en açık rengi olan 10 Honey'i satın aldım. Rengi; kahve, turuncu ya da kızıl değil. Gerçekten adı gibi, bal gibi. Beyaz ve çok beyaz tenliler için çok ama çok doğal duruşlu bir renk kesinlikle. Parmaklarınızı değdirdiğiniz az eliniz ürüne bulanıyor ancak ürün fırçaya pek gelmiyor. Aslında ürün gayet pigmentli ancak fırçaya gelmemesinin bir sebebi var.
Marka, bu bronzerla birlikte kullanılmak üzere bir fırça da çıkartmış. (Ya da bu fırça hep mi varmış? Bilemedim.) Onu da aldım tabii ki. :( Fırçanın adı Kabuki Pro Bronze Fusion 136. 'Bu kadar sık tüylü (şu ana kadar gördüğüm en sık tüylü kabuki) bir fırçayla bronzer uygularsam yüzüm çamura döner.' diye düşünmeme rağmen fırçayı aldım. İyi ki de almışım. Elimdeki hiçbir fırçayla bu bronzerı uygulayamadım. Sadece bu kabukiyle başarılı oldum. Ürünün pigmentasyonu yerinde. Zaten parmaklarınızı değdirince anlıyorsunuz ancak pudra o kadar farklı bir dokuya sahip ve o kadar sıkıştırılmış ki, ancak tüyleri çok yoğun bir fırçayla uyguladığınızda renk veriyor. Hem bronzerı, hem de pudrayı iyi ki almışım diyorum. Bu alışverişin en tatmin edici kısmı kesinlikle bu ikili oldu.
Son olarak NARS'ın yaza özel setlerinden Just Dewy It! set. Setin içinden çıkan ürünler; Super Orgasm Likit aydınlatıcı/ışıltılı allık, Super Orgasm dudak parlatıcısı ve Black Moon siyah göz kalemi. Setler şu an indirimde ve birçok seçenek mevcut. Ben yazın biraz ışıltı kullanabilirim diyerek bu seti seçtim. Bir tek göz kalemini beğenmedim. Onun dışında her şey hayal ettiğim gibi. İndirimdeki yaz setleri için buraya, benim aldığım setin detayları için buraya tıklayabilirsiniz.
İşte böyle. En çok hangi ürün iştahınızı açtı ve ilk önce hangisinin incelemesini görmek istersiniz? Sevgiler! <3
Günaydın! Bugün sizlerle, Sigma'nın çok ses getiren 3DHD kabuki fondoten fırçasıyla ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Aslında bu fırçayla ilgili kesin kararımı, kendisini ilk kullandığım gün vermiştim ancak farklı yapıdaki fondotenlerle deneyerek bu kararımdan emin olmak istedim.
Öncelikle alıştığımız fırçalardan epey farklı olan tasarımından bahsedelim. Tıpkı yazısını şurada yazdığım 3D kapatıcı fırçası gibi; iki yandan kesik, çatı gibi sivrilen şekliyle, sıradan bir kabuki fırçanın ısırılarak koparılmış hali gibi.
Alıştığımız kabuki fırçalar genelde yuvarlak ya da düz kesimli olduğundan bu fırçayı kavramak biraz zaman alıyor. Garip şekli sebebiyle, ten ürünlerini yüzünüze yayarken şu meşhur 'buffing' (yani dairesel hareketlerle fırçayı yüzünüzde dolaştırarak yaymak) metodunu kullanmanıza izin vermiyor. Onun yerine fondoteni, klasik düz fondoten fırçalarını kullanırken yaptığımız gibi badana usülü, yani fırçayı yukarıdan aşağı sürüyerek yaymanız gerekiyor. Tıpkı duvar boyar gibi.
Ters V şeklindeki düz kesimi sebebiyle, iki kez üstüste kullanınca fırça izleri bırakmaya başlıyor. Çatısındaki açı sebebiyle kaş arası ve burun kenarlarına kolayca ulaşmayı sağlasa da, şuradaki gibi klasik fondoten fırçalarından çok da farklı bir performans sergilemiyor. Bu arada çift taraflı olduğu için fırçayı ters düz ederek de kullanabiliyorsunuz.
Tüylerinin yumuşak olmasını ve Youtube videolarındaki performansını beğensem de, çok sık yıkama gerektirmesi, yüzde fırça izleri bırakması, RT Buffing Brush ve Sigma F80'e kıyasla kullanımının çok daha zor olması ve yine bu iki fırçaya kıyasla fondoteni daha belirgin bir şekilde yayması sebebiyle benim için sınıfta kalan bir ürün oldu. Ayrıca kendisi fondoten seçen bir fırça. Kremsi yapıdaki ürünleri yaymada daha başarılıyken, pudra bitişli ya da su gibi akışkan ürünleri yaymada sınıfta kalıyor. Sevmek için kendimi çok zorlamış olsam da, maalesef.
Bobbi Brown Full Coverage Face Brush, Real Techniques Buffing Brush ve Sigma F80 Kabuki gibi fırçaları bu ürüne göre 10 kat daha başarılı buluyorum ve gidiyorum. Okuduğunuz için teşekkürler, mutlu haftalar. :)
*Ürün firma gönderisidir.
-Ürünün Kozmela fiyatı: Ürün stokta olmadığından fiyat bilgisi yazmıyor ancak 80 TL civarıydı sanırım.
Günaydın! Bugün yine Gözde, Anıl ve Görkem üçlüsü olarak 3 farklı uygun fiyatlı markanın, 3 farklı dudak ürününü inceleyeceğiz. Anıl şuradaki yazısıyla Golden Rose Waterproof Dudak Kalemi No:57'yi incelerken ben de sizlere, benim için tam bir yaz ruju olan Flormar Revolutiıon 05 ruju anlatacağım. Gözde ise şuradaki yazısında, Note markasına ait 402 numaralı Matkiss mat glossu paylaşıyor olacak.
Birkaç ay önce, göz kalemi almak için girdiğim Flormar mağazasında çalışan görevliye 'Dudağınızdaki ruj nedir? Mükemmel duruyor.' dediğimde, Revolution serisinden bir renk olduğunu söylemişti. O gün bu seriyi incelemiş ve renklere bayılmıştım. Geçtiğimiz haftalarda Cevahir AVM'de arkadaşımı beklerken daha fazla karşı koyamayıp seriden iki renk satın aldım. İlki, bugün inceleyeceğimiz 05 numara, diğeri de aylar önce Flormar çalışanının dudağında görüp bayıldığım 03 numara. Onun da incelemesini daha sonra yapacağım.
Şekerler arasında fotoğrafladığım bu ruj, benim için yaz mevsiminde kullanabileceğim 'sür, çık' renginde. Tıpkı şurada, şurada ve burada övdüğüm Golden Rose rujlar gibi, fiyatının çok üstünde bir performansa sahip. Bir kere çok güzel kokuyor. Dudakları kurutmuyor ancak varsa, çizgi ve ölü derileri epey belirginleştiriyor. Bu sebepten, kullanmadan bir gece önce peeling yapmayı tercih ediyorum. Uyguladıktan sonra serçe parmağımla dudaklarıma minik minik dokunarak, çizgilere dolmasını engelliyorum.
Şaşırtıcı biçimde kalıcı. Tazeleme gerektirmiyor. Dudaktan yok olup gitmiyor, silinmiyor ancak dediğim gibi, dudaktaki ölü deriyi pul pul yapıp dökebiliyor. Bu yüzden öncesinde dudakları temiz bir diş fırçasıyla fırçalamak ya da seneler önce yazısını şurada yazdığım ve evde yapabileceğiniz dudak peelingini uygulamak şart.
İşte böyle. Bu ruju Flormar mağazalarından, standlarından ya da şuradaki linkten satın alabilirsiniz. Satış fiyatı 22 TL. Mutlu haftalar! <3